Dünyayı kurtaramazsın – işte yapabileceğimiz şey bu | Casey Lartigue Jr & Eunkoo Lee | TEDxDongdaemun

 ““>You Can’t Save the World

Eunkoo: Ben. Yanılmışım. Çoğu insan yanıldıklarını itiraf etmeyi sevmez, ama ben şahsen rahatsız olmadım çünkü bu durum bana seçimin güzelliğini gösterdi. Ne hakkında yanıldığımı açıklamadan önce, düşüncelerimi değiştiren birçok referanstan birini paylaşmak istiyorum.

Son dört yıldır birlikte çalıştığımız 300 tane Kuzey Koreli mültecilerden biri olan Eunhee Park şunları söyledi: ”Hayatım TNKR sayesinde çok değişti, TNKR bana yepyeni bir dünya açtı. Eskiden insanlara Kuzey Koreli olduğumu söylemekten utanıyordum, ama artık yüzümü ya da adımı saklamamaya yetecek kadar özgüvenim var. Casey ve Eunkoo’ya güven kazanmama yardımcı oldukları için her gün müteşekkirim.”

Bu güzel bir referans. Peki bu nasıl oldu?

Casey: Bugün dünyamızda büyük bir sorun, bu kadar çok insan dünyayı kurtarmak istiyor, ancak bulundukları yerde pratik bir şey yapmıyorlar. Onların çoğu her sabah dünya üzerinde Cennet yaratmak için koşarken, kendi ön bahçelerinde çöplerin üzerinde geziyorlar. Hepimizi kurtarmak için ulusal yada küresel planları olan insanlarla karşılaştığımda şunu soruyorum: “Tüm dünyayı veya dünyadaki tüm okul sistemini değiştirmeye başlamadan önce geri kalan biz, ölümlülere göstermek üzere en azından bir okul, program ya da gösteri projesi ayarlayabilir misiniz? ” Küresel düşün yerel davran eski bir deyiştir ve hala bugün geçerlidir.

Eunkoo: Evet, küresel düşün yerel davran. Ancak önem verdiğiniz küresel bir mesele olduğu zaman yerel olarak nasıl davranabilirsiniz? Casey ve ben, Kuzey Kore ile ilgili konularda yer aldığımız için deneyimlerimizi bir örnek olarak kullanacağız. Kuzey Kore, nükleer silah programları nedeniyle her zaman haberlerde yer alan bir ülke ve birçok farklı ülkeler için küresel bir mesele haline geldi.

Neredeyse her zaman göz ardı edilen şey, Kuzey Kore’nin halkına yaptığı zulüm. İnsanların serbest dolaşımı kontrol ediliyor. Dışarıdaki bilgilerin içeri girmesi engelleniyor. Ülkedeki insanların çoğunun beynini yıkamaya çalışıyorlar.

Hatta birkaç yıl önce Kuzey Kore’yi bir araştırmacı olarak ziyaret etmiştim. Kuzey Kore ile Güney Kore arasındaki çarpıcı farklılıkları gördükten sonra büyük bir üzüntü hissettim. O noktada, ben bir gözlemciydim.

Casey: Ben gözlemci olamıyorum. Fikirler, üzerinde “Dokunmayın” işaretli müze öğeleri değildir. Fikirlerinizi doğrudan insanlara götürün. Yıllar önce Washington, DC’’de düşünce kuruluşlarında çalışırken, ebeveynlerin çok pasif olduklarını ve eğitim görmedikleri nedeniyle kendi çocukları için karar alamadıklarını söyleyen birçok eğitimli insanlarla tanıştım. Onlara şunu sorardım: Bir çiçek güneşe döner mi? Washington, DC’’de düşük gelirli ebeveynlerin çocukları için istedikleri okulları seçebilmelerini sağlayan bir okul makbuzu programı hazırlayan bir koalisyonun parçasıydım. Güya tembel, pasif ebeveynler, geyiği kovalayan aslanlara dönüştü. Çalıştığım bekar annelerden birçoğu, ilk kez, onlara güç veren bir program hazırladığını ve onu sevdiklerini söyledi. Güçlenmiş anneler, çocuklarının nasıl eğitildiğinden sorumlu olmaya başladılar. Onlar artık kendi hayatlarının sadece gözlemcileri değillerdi.

Eunkoo: Ben gözlem yaparken çok şey öğrendim. O zamanlar, Güney Kore’deki Ewha Kadınlar Üniversitesi’nde Kuzey Kore Araştırmaları alanında Yüksek Lisans yapıyordum ve daha sonra İngiltere’de Uluslararası Çalışmalar alanında Yüksek Lisans yaptım. Kuzey Kore ve Çin’de insan hakları ihlal edilmiş Kuzey Koreli mültecilerle röportaj yapan bir araştırmacı olarak çalıştım. Sadece dinliyordum; Kuzey Koreli mülteciler için var olan şeyleri dinliyordum. Ama kalbim ve zihnim 2013’te değişti. Değişmeye ve daha pratik bir şeyler yapmaya açıktım. Kuzey Koreli mültecilere yardım eden bir kuruluş için kurucu ortak olmak, benim Kuzey Koreliler hakkındaki temel inançlarımı değiştirdi. Yıllar boyunca mültecilerle konuştuktan sonra ve Kore’yi ziyaret ettikten sonra onları tanıdığımı sanıyordum. Pasif olduklarını ve karar veremediklerini sanıyordum.

Casey: Eunkoo ile 2012’nin sonlarında bir Kuzey Koreli insan hakları konferansında ilk tanıştım. O, Kuzey Kore sorunlarına derinden karışmıştı ve ben sadece ilk bebek adımımı atıyordum. Seul’de bir düşünce kuruluşunda çalışmaya başladığım zaman Kuzey Kore mültecileri hakkında pek bir şey bilmiyordum. birçoğumuzun zaten olması gerektiğini düşündüğümüz özgürlüğe kavuşmak için hayatlarını tehlikeye attıklarından esinlendim. Hayatım boyunca özgürlük konularına odaklandım, ancak Kuzey Kore mültecileriyle tanıştığımda kendimi çok mütevazı/alçakgönüllü hissettim. Yıllardır Washington, DC’de düşünce kuruluşları kokteyl partilerine gitmiş, özgürlük için tost etmişim gibi hissettim. Kuzey Kore mültecilerine kendimi taahhüt etmeye karar verdiğim an 1 Mart 2012 idi. Profesör Park Sun-young, Kuzey Kore mültecilerini ülkesine geri gönderen Çin politikasını protesto etmek için açlık grevi tutuyordu. O, dünyayı kurtarmaya çalışmıyordu, mültecileri geri gönderen Çin’in acımasız politikasıyla savaşmaya devam etmek için harekete geçiyordu. Bu, benim için hayatımın değişen bir anıydı. Bir nedeni bulmak, mafyaya katılmak gibidir: girmesi kolay çıkması zor. O andan itibaren buradayım.

Eunkoo: Dürüst olmak gerekirse, aniden Kuzey Koreli mülteciler hakkında çok aktif olan bir ABD’li Harvard mezunuyla tanıştığım için şaşırdım. Onunla Kuzey Kore mültecilerine nasıl yardım edebileceğimiz hakkında konuşmaya başladık. Onları dinlenmenin faydalı olduğuna inanıyordum, ancak onlara pratik bir şekilde yardım etmediğimi hissetmeye başladım. Geriye dönüp baktığım zaman, değişmeye hazır olduğumu anladım. Ancak, Casey ile yapılan bu ilk görüşmede Kuzey Kore mültecileri ve dünya hakkındaki düşüncem değişeceğinin farkında değildim.

Casey: Pekala, Kuzey Kore mültecileri hakkında pek bir şey bilmiyordum, Nasıl yapıldığını gördüğü için kendinin vaftiz olduğuna inandığını söyleyen bir erkek gibi, insanları etkileyecek kadar bir seçeneğim vardı. Bu uzmanlara sorduğum bir soru şudur: “bir programı tasarlarken, bu programda insanların seçme gücüne sahip olması için nasıl tasarlıyorsun?

Eunkoo: Araştırmacı rollerimde, her zaman yukarıdan aşağıya inen programlarda bulundum, mülteciler ortaya çıkıp ne yapılması gerektiğini söylemekten ziyade sırf gelip bizim söylediğimiz şeyleri yapıyorlardı. Sonra Casey inancımı değiştirdi. Ortak bir hedefimiz vardı, ama iki farklı yol izlemiştik. En sevdiğim şair Robert Frost’un dediği gibi: “Bir ormanda yol ikiye ayrıldı, ve ben – ben gittim daha az geçilmişinden, ve bütün farkı yaratan bu oldu işte.”

Casey: Başlangıçta hangi yoldan gideceğimiz konusunda anlaşamadık ve bu büyük kavgaların başlangıcıydı.

Eunkoo: “Casey, sen bir yabancısın. Ben ise Kuzey Kore mültecileriyle yıllarca çalıştım.”

Casey: Tamam. Benim cevabım: “Eğer bir program tasarlarsan ve bundan faydalanan insanlar pasif ise, o zaman programı iyi tasarlamamışsındır demektir.” Eunkoo şimdi gülümsüyor, ama dört yıl önce, bu yaklaşımın başarısız olacağından emindi. Durum kadar kötüleşti ki, sadece gönüllü olduğumuz ve onun kurucuları olduğumuz halde onu kovdum.

Eunkoo: Hay! Bunu yapmamalıydın!

Casey: Dört yıl oldu, bırak gitsin… Farklılıklarınıza rağmen birleştik, Kuzey Kore’den 7,000 mil uzakta olan Missouri City, Texas’tan bir erkek çocuğu; Kuzey Kore sınırında olan Paju, Güney Kore’den bir kız çocuğu.

Özel nedenimiz, Kuzey Kore mültecilerinin Kuzey Kore dışında yaşamalarına yardım etmekti.  Kuzey Kore’de bulundukları zaman dış dünyadan izole edildiler, belirsizliğe kaçmak için hayatlarını tehlikeye attılar ve Güney Kore’ye gidip kurtulunca yeni bir zorluk keşfettiler: İngilizce.

Bu, Teksas sınırından geçerek Louisiana’ya giden birinin, hayatta kalabilmek için Moğolca konuşması gerektiğini öğrenmek gibiydi. Kore Kalkınma Enstitüsü’ne göre, Kuzey Kore mültecilerinin üçte biri İngilizce ile mücadele ettiğinden dolayı kolejden ayrılıyorlar. Birçok Güney Koreli üniversiteler ve işverenler İngilizce gerektiriyor. Kaçmak, birçok Kuzey Koreli mülteci için ilk savaştır – ikincisi, İngilizce kullanan bir dünyaya uyum sağlamaktır.

Eunkoo: Casey ve ben, Kuzey Kore mültecilerinin İngilizce kullanma konusundaki çekingenliklerinden kurtulmalarına yardımcı olmak için bire bir İngilizce derslerine ihtiyaç duyduklarına karar verdik. İlk oturumda, mülteciler, onları eğitmenleriyle tanıştırdığımızı ve eşleştirdiğimizi gözlemliyorlardı. Ama daha sonra Casey, mültecilerin istedikleri eğitimenleri seçmelerine, kendi yolunu bulmalarına izin vermek için süreci değiştirmek istedi. Mülteciler kendi öğretmenlerini seçerse programın başarısız olacağını düşünüyordum. Küresel bir düşünür olmak için farklı fikirleri düşünmeye istekli olmalısınız. Ama o zaman ben hazır değildim. Yıllardır yaptığım şeyleri aynısı gibi yapmaya devam etmekten memnundum. Yani, her şeyi mülteciler için ben yapmalıydım. Onların sadece gelmeleri yeterliydi. Eminim Robert Frost’u hayal kırıklığına uğratırdım, çünkü ofisimizde yol ikiye ayrıldığında, çok seyahat edilen yolu seçtim.

Casey: Keşke Eunkoo ile tartışmayı kazanabilseydim… Ama aslında o sadece mültecileri dinliyordu. İlk önce, mülteciler seçmeye başladığında, Eunkoo gözlerine inanamıyordu. Mülteciler çok aktifti, seçebileceklerine şaşırıyorlardı. Ve hayatlarında ilk kez, seçme gücüne sahip oldukları için seviniyorlardı.

Eunkoo: İlk başta, Casey’in seçme özgürlüğü derken ne demek istediğini anlamıyordum. Öğrendiğim her şey mültecilerin aktif olmayacağını belirtiyordu. Ama Casey’nin tartışmalarına değil, mültecilerin görüşlerine dayanarak, onların seçme özgürlüğünü sevdiklerini öğrendim. Kendilerini saygın hissediyorlardı ve hiç pasif değillerdi.

Casey: Tamam, hiç pasif değiller. Mülteciler dil seanslarımıza seçme fırsatı için üç saat önceden geliyorlar

Bazıları, kendileri ilk seçebilmeleri için geceleyin bizim ofiste sabahlayıp sabahlayamadıklarını soruyorlar. Mültecileri aramıyoruz, ancak gönüllü öğretmenlerimizle çalışmaya istekliler için bekleme listesinde 70’den fazla mülteci var – kişisel cep telefonlarımızı bile arıyor, “Merhaba, benim hakkında unutmayın. Ben İngilizce öğrenmek istiyorum.” demek için bizle buluşmayı talep ediyorlar.

İnanılmaz bir şekilde, bir mülteci, hala Kuzey Kore’de olan kız kardeşine bile, “hey! Güney Kore’ye gel. Bu nice amerikalıyla İngilizce öğrenebilirsin!” demişti. Ve elbette benimle doğrudan temas kuran ilk mültecilerden birini asla unutmayacağım. Onun ismi Sharon Jang, ama ben ona “sevimli Sharon” diyorum. 2012’de Kuzey Kore’den kaçmadan önce, kömür madenlerinde günde 15 saat çalışmak zorunda kalarak hayatına mahkum olmuştu; Kuzey Kore rejimi ona başka seçenek vermedi. İki yıl önce, doğum gününde bana Facebook mesajı: “merhaba, İngilizce bana öğretmek?” idi. Kuzey Kore mültecileri pasif miymiş?

Eunkoo: Hiç değiller! Karşılaştığım en motivasyonlu insanlardan bazıları bunlardır. Dediğim gibi, ben. Yanılmışım. Mültecilerin kendi yollarını bulabilmeleri için seçme gücüne ihtiyaç duyduklarını öğrendim. Küresel düşünmenin ve yerel davranmanın bir yolu, önceki bilgi ve deneyimlerinizi kullanmaya istekli olmaktır. Ama açık fikirli olmalıyız. Farklı yolları denemeliyiz. Bazen yanılabiliriz. Eğer bunu yaparsanız, bir lider olarak değişecek ve kendinizi geliştireceksiniz. Ve söz veriyorum, güneşe dönen çiçekleri göreceksiniz.

Casey: Dünyayı kurtaramazsınız. Ama dünyayı kurtarmaya değecek kadar pratik şeyler yapabiliriz. Güneşe dönmeye hazır çiçeklere yardımcı olabiliriz; bu da, Washington D.C’de düşük gelirli ailelere yardım etmek ya da Kuzey Kore mültecilerine dış dünyada yaşama alışmaya yardım etmek anlamına gelebilir. 19.yüzyıl kölelik karşıtı lideri olan Frederick Douglass’a köleliğe karşı nasıl mücadele edileceği sorulduğunda, “Araçlar, onları kullanabileceklere aittir. Her insana köleliğin ortadan kaldırılması için kendi yöntemiyle çalışmasına izin verin.” Bugün: Amacınız nedir? Aletleriniz nedir? Peki onları nasıl kullanacaksınız? Teşekkürler.

Translated by Меруерт Дидар (Meruyert Didar)

 

1 reply

Trackbacks & Pingbacks

  1. […] Talk into Russian and Turkish. — TEDx, “You Can’t Save the World.” (Turkish) — TEDx, ‘You Can’t Save the World.” […]

Leave a Reply

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *